Cuma, Ocak 08, 2010

Dünya & Timsah

Annem beni büyütürken, benim kendi oğlumu büyütürken sahip olduğum lükslerden uzakmış. Mesela ben bir işim olduğumda anneannesini, babaannesini veya dedesini rahatlıkla çağırabiliyorum. Zaten evde yardımcı ablamız da var. Annem ise iş için geldiği bozkır Ankara'da yapayalnızmış desem yeri, çünkü babam da iş için sık sık Doğu Anadolu'ya gidermiş.
Buna rağmen elinden gelenin en iyisini yapmış, kendini zorlamış. Yaşım ilerledikçe onu daha iyi anladığımı daha önce bu yazımda anlatmıştım.
Benim önümde pek çok ufuk açmaya çalışmış. Yetenekli olduğum alanı bulmam için bale, yüzme, basketbol gibi pek çok kursa götürmüştü. Ben ise binicilikte karar kıldım ama o da başka sebeplerden mümkün olmadı.

Neyse aslında bu komik bir yazı olacaktı, geliyor komik kısım, kopmayın...

Gene günlerden bir gün benim idealist annem bana dünya, güneş ve ayın kendi ve birbirleri etrafında dönüşünü anlatmaya niyetleniyor. Ama ben henüz 3.5 yaşındayım!!!

Bunun için bir portakal ve bir mandalina alıyor. Başlıyor anlatmaya:

Annem:Bak kızım, bu güneş (portakalı göstererek), bak bu da dünya (mandalinayı gösteriyor)
Başlıyor portakalla mandalinayı çevirmeye .
Bunlar hem kendi etraflarında dönüyorlar, hem de dünya güneşin etrafında dönüyor. Dünya'nın güneşi göre yüzünde gün, görmeyen yüzünde gece oluyor. Tamam mı kızım?


Parmağıyla mandalina/dünya üzerinde bir noktayı gösteren Özge'den cevap geliyor:

Özge:  "Anne bak, buradan bir timsak bakıyor... "


Yıllar sonra annemden o hikayeyi yeniden dinlerken, ben neden anlamamışım dedim önce, sonra farkettim ki anlamışım, hatta metafor olduğunu bile kavrayıp bir timsak yerleştirmişim mandalina dünyanın yüzeyine.

Belki de, annecim çok uğraşsa da, galiba biraz da sıkılmışım ve öyküsüne biraz renk ve aksiyon katmak istemişim:)                                                                                                                                                        Bakalım bizim Denizhan'la maceramızda neler olacak? Bunca oyuncak bolluğunda çocuğumun ruhunu sıkmaktan da korkuyorum, onun keyif alacağı bir oyuncaktan onu uzak bırakmaktan da... Uf...

2 yorum:

  1. canım kızım anılar ne güzel, hiç unutulmuyor. dilerim denizhan'la bu tür anılar çok çok olur

    YanıtlayınSil
  2. Özgem,teknoloji ilerledikce artık görerek,hissederek,maketleri ile oynayarak ögrenen yeni nesiller yetişmekte.... Değişmeyen tek şey annelerin çocuklarına verdikleri yaratıcı eğiticilik...Çocuklar dantel gibi ilmek ilmek işlenerek buyuyor,yetişiyor,hayatla tanışıyor...Bu güzel anı bunun çok güzel bir örnegi...

    YanıtlayınSil

Yaşanan her an, hissedilen her duygu benzersiz ve "1" kerelik. Unutmamak için yazıyor ve paylaşıyorum...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...