Pazartesi, Temmuz 05, 2010

Bilim Dünyası'na hediyem olsun...


Yok biz değiliz bilim adamı. Zaten kendi adıma statükoyla derdim olduğu için akademisyenliğe falan da hiç heves etmedim. Arka kapıdan kargoyla gönderiverirlerdi beni. Demek istediğim başka bir şey.
Denizhan doğduktan sonra acayip şeyler icat etme isteğim ortaya çıktı, tesadüf ki eşim Ali'de de. Mesela bebek her ne kadar salisede bir yattı, kalktı, altına s*çtı ve bunların arkasında bir patern var mı diye bir bilim adamı edasıyla merak etmiştim. E böyle bir alet bizde olmasa da ABD'de varmış. Iphone'da uygulama da var yeni farkettim bu konuda.
Başka düşüncelerim de oluyor. Evet Bebek uykusu bizim evde kutsal mesele, belki her anne için Kutsal Kase? İnanamazsınız ama bazı akşamlar bizim fındığı dışarıdan gelen sesler yüzünden uyutamayacağız diye korkuyorum. Oysa önemli onun uykusu, o uyudukça büyüyecek, o uyudukça anne kafa dinleyecek:)
Ama özellikle yaz gelip de pencereler gece gündüz açık kalmaya başlayınca, benim de kabuslarım başlıyor:) Neden mi?
Kadıköy ve Üsküdar'ın canına ot tıkayan bir imar planıyla yapılan bitişik nizam apartmanlarda oturuyoruz. Arkadaki bahçeler zamanla vahşi yaşam alanlarına dönüşmüş. Bundan bir kaç yaz önce Martılarla Kargların kavga seslerinde kafası zaten sıyrık bir başka apartmanın sakini çifte ile bir kuşu vurmaya kalkışmıştı. Silah sesleri falan ayağa fırladık. Daha kötüsü adam zavallı kuşu yaralamış, sabaha kadar ağladı yavrucak ama cangılda kimse bulamadı. Hala devam eder bu vahşi yaşam koşulları bizde. Gecenin 4'ünde kazlarımız bağrınır, evet kaz da var. Sonra kedilerle kargalar, bazen kedilerle martılar saatlerce tıslar, gaklar, sonra da girişiverirler birbirlerine gecenin karanlığında. Buna bir şey yapamıyoruz, ben bazen bir çiftlikte yaşasak bu kakofoniye bir de inek, keçi eşlik ederdi, demek ki şanslıyız diyerek pollyannacılık oynuyorum.
Bir yaz bir deli komşum dvd ve tv'aini balkona kurmuştu. Bütün yaz kişner gibi sabah kadar gülerek filmler izledi. Oysa ben çıkıp gecenin karanlığında sesleniyorum: "Yarın işe gideceğiz, lütfen saat 5!" Ama cangıl nedeniyle adamın koordinatlarını kestiremiyorum ki gündüz gözüyle kendisiyle konuşayım. Adam muhtemelen çılgın ve histerik kahkahalarından beni zaten duymuyor:)
Başka şeyler de var. Boğaza/ sahile yakın bir semtte oturuyoruz. Misal sahilden kalkan bir gezi teknesi.Hatunun teki almış akşamın 8'inde mikrofonu eline çığrınıyor, "Yeşşiiiim, eğlence buraya haydiii, gel." 10 dakika sonra gene "İstanbul bu geceyi unutamayacak, hayddiiii!" Güzelim affedersin ama İstanbul seni, dün geceyi, dün geceki kendini unutulmaz yapma gayreti içinde debelenen yüzlerce kişiyi ve hatta hepimizi 10 kere unutur ve unutmuştur. Feleğin çemberinden 10.000 kere geçmiş güzel bir kadın olan bu şehir her gün senin gibi dağıtmaya kararlı nice şımarık insan görüyor. Kız çığrınıyor, dağıtmış, tek başına bir eğlence makinesi. "Haruuuun, Tekin'i de aaaal, üst katta eller havadaaaa!"
O an aklıma gelen tek şey pencereye monte edeceğimiz şeffaf bir film. Bu film yok gibi, görüntüyü engellemiyor, ama dışarıdan istenmeyen sesleri kesiyor. Kuş sesi, komşum Hatice Teyze'nin sesi gelsin, ona göre programlayabileliım.
Gecenin devamında ben içeride, oğlum bizimle yatmaya geri döndüğünden beri çalışma masamla işgal ettiğim onun odasında çalışıyorum. Ali ise ezan sesi duymu, hayrola bu saatte? diyerek balkona kendini atınca bu sefer de bir erkeğin Çile Bülbülüm'ün uzuun ve cesaret isteyen "Çileeeeeeeğ" bölümünü söyleyerek bir gezi teknesiyle boğazdan geçtiğini anlamış. Komik yani. Hiç akla gelmez ama o sesler hep Yeni Rakı reklamındaki gibi güzel güzel ulaşmıyor işte karadakilere. Bet sesi düzeltemiyor ki deniz:)
İstanbul hava sahasının giderek yoğunlaşması da kabul edilebilir düzeyde, en azından bizim coğrafyada. Askeri helikopterler biraz korkutuyor bizimkini ama merak da ediyor bir yandan.
Ali ile bugün konuştuk bu bilimsel icatları, bir kaç şey daha vardı. Ama unuttum, belki sonra eklerim bu yazıya:) Özetle "Dağılın uleyn, uyusun oğlum!!!" Bilim adamları da var güçleriyle bu konulara eğilsin ,lütfen: Bebek Uykusu ve Uykuyu kesintisiz hale getirmenin/ uzatmanın yolları.
Bizim ufaklıktan notlar...
*2 gündür istediklerini parmağıyla gösterip, bir de "Uh" gibi bir ses yapıyor.
*Yemek yememesinin sıcakta ılık bile olsa yemeği çekici bulmadığından olduğunu anladım. Yoğurtla karıştırarak her şeyi yiyor.
*Yeni yardımcı ablamıza alışıyoruz. Ona güvenebilirsem çalışma hayatına dönüşüm içime daha çok sinecek, tabi her ne zaman döneceksem:)
Not: Alın bol bol fotograf işte...:)

4 yorum:

  1. Alev - the büyük teyze05 Temmuz, 2010

    Sevgili Ozge ;
    Araya eski resimleri karıştırp hadi alın size bol resim demeni uygun bulmadım::))))
    Bir kere arabada uyuyan resim yeni değilll...
    Bizim gibi fanları uyutamazsın sennn.
    Fakat gözlüklü olan resimde koptum..Olmaz böyle birşey...Bugün onunla oyun oynamak bana çokkk keyif verdi.Her geçen gün Denizhanla zaman paylaşmanın keyfi artıyor..Büyüdükce onu yaratıcılıgını görmek beni cok mutlu etti.Resmen moral dopingi yapıyor bize..
    Dunyanin en güzel balbademi; benim balbademmmiiim....

    Teyzeanne

    YanıtlayınSil
  2. Of, fena yakalandım:P Counter çalışsa da pek yorum olmayınca kendim çalıp kendim oynuyorum zannediyorum arada zannımca :P

    YanıtlayınSil
  3. Ammman yarebbim, bütün üst baş batmış. Önceki postlarınızdan okumuştum, 5 öğün böyle mi geçiyor? Tekrar düşünmeli çocuk yapmayı. Ben titiz insanım:(

    YanıtlayınSil
  4. Benim güzel oglum, bir haftada büyümüş de gözlük takar olmuş!!Pek de yakışmış doğrusu..

    Özge'cim sessiz kalsalar da fanlarınız sıkı takipte..Hem de merak ve zevkle okuyorlar her yazını..Sizi seviyorum.

    YanıtlayınSil

Yaşanan her an, hissedilen her duygu benzersiz ve "1" kerelik. Unutmamak için yazıyor ve paylaşıyorum...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...