Cumartesi, Haziran 05, 2010

Anne sütü severler ve sevmeyenler...

Yağmur yağdı da hava gecenin bu saatinde daha boğucu oldu. Da derdim bu değil. Bir kaç ay önce kaybettiğim çok enteresan bir yazıyı tekrar okuyunca bu yazı ortaya çıktı.
Genelde fotograf çeken ben olduğum için Denizhan&Süt temalı bir resim bulamadım (emzirme örtülü bir versiyondan bahsediyorum:) Bunun üzerine oğlumun mini marakasları bulunca ilk çıldırşı ve ilk gösterisini paylaşıyorum.
***
Anne forumlarında annelerin zaman zaman birbirine çok sert giriştiğini -sözel olarak- görüp şaşırıyorum. Bu mecraların amacı yaşanmışlıkların paylaşılıp, sıkıntılara çare bulunması değil mi? Hedef sağlıklı bebekler- çocuklar yetiştirmek değil mi?
Eşim kadınların erkeklerden daha yüksek egoları olmasıyla bunu açıkladı. Ben ise erkekler kendilerini iş yeri, spor vb. konularda iddia ve ispat çabasına girerek, iş hayatından daha az görebildiğimiz kadınların (çalışmayan) ise mükemmel anne, mükemmel ev kadını olarak egolarını tatmin ettiklerini düşünürüm. En tatsız tavır "Benim dediğim/yaptığım tek doğru, tek yol benim yolum. Başka iddiası olanlar bizden değil."
Bir forumda bir anne sinirle büyük harflerle kendini paralarken okumuştum, içeriği şöyle bir şeydi "Bencil anneler, sırf çocuklarınızı kendinize bağımlı yapmak için geceleri de ağladığında ısrarla süt verip, zavallı bebeğin dişini çürütüyorsunuz. Ağız florasını mahvediyorsunuz. vs vs." Saydırmaya daha devam ediyordu.
Denizhan daha o zamanlar 6 aylık.Okuyunca afallamıştım. Gece oğlum ağlarsa süt vermem dışında bir yöntemle susmuyordu ki. Olabilir mi böyle bir şey dedim. Ama hiç mantıklı gelmedi. Basit bir çıkarım yaptım.
Data01-Anne sütü doğal.
Data02-Ağlayan bebeğin anne sütü istemesi doğal.
Sonuç01-Anne sütü bebeğe, bebeğin dişine zarar veremez.
Bu yazıyı bir anne blogunda okuduktan sonra izimi kaybedince burada bahsedememiştim, karşıma çıktı yeniden.
"Ne alaka, kim bunu iddia eder ki?" diyenler, buyrun buradan yakın diyorum. Bir çok uzmanın bir anne babaya yaratttığı kafa karışıklığı ve nihayetinde gerçekten insan bir doktorun çözümü...
***
Bu kadar yeter, biraz da gülün diye "Deniz Baykal'ı hiç böyle gördünüz mü?". Ben dağılmıştım bunu görünce, nedir bu? Ümit Besen'in fotografçısı çekmiş kesin:P

Cuma, Haziran 04, 2010

Görmemiş Anne-Babalık...

Kitubi'nin Ayk budur ve Pratik Anne'nin Pratik Anne'lik budur serileri çok eğlenceli ve yaratıcı. Biz de görmemişin oğlu olmuş serisi yazarsak neler olur deneyelim mi?

GAB (Görmemiş Anne-Babalık) Budur...
Görmemiş Anne-Babalık ne demek? Bir çocuk yapmış, yapınca bir sevinmiş bir sevinmiş, neredeyse sevindirik-görmemiş olmuş demek.
Gece aniden uyanan oğul, anne-babası tarafından sakinleştirilmek için kucağa alınır. Bu anı fırsat bilen anne-baba, bu güzelliğe/ mucizeye ve hemen burada- kollarında olmasına dayanamayıp koklamak için bir karınca yiyenin pür dikkati, tedbirliliği ile sinsice koca burunlarını o minik boyuna sokuşturmayı fırsat bilir. Hatta birbirlerine bu konuda nisbet yapar. Hedef maksimum koku alırken, bebeğe minimum rahatsızlık yaratmaktır. :)

Not: Oğlum büyüsün onunla ne belgeseller seyredeceğiz diye hevesleniyorum bazen. Karınca yiyen'in de ne sevimli bir hayvamn olduğunu böyle bir belgeselde görmüştüm:)

Çarşamba, Haziran 02, 2010

Telekulak, Kadro, Anne Başı

Bugün annemden bir mail gelmiş. Diyor ki kendi telefonundan gene kendi numaranı başına 15 ekleyerek ara. Yani 15-0532-XXX XX XX gibi. Çalıyorsa dinleniyormuşsun. Yoksa operatör hata mesajı veriyormuş. Aradım, çaldı. Çok komik geldi.

Gerçekten ödediğimiz vergilerle maaş alan birileri beni dinliyorsa yazık o paracıklarımıza. Eğitime yatırın parayı, jurnallemeye, fişlemeye değil.

Fişleme demişken bu ayki Atlas Tarih'in çok güzel bir eki var "II. Abdülhamid'in İstanbul'u." Ağabeyi ve amcasının kötü kaderlerinin balına gelmemesi için olsa gerek çok ciddi bir hafiye ekibi kurarak, yıllarca jurnal toplar memleket, İstanbul ve çevresi hakkında. Bugün sayesinde müthiş bir fotograf koleksiyonu var ve bu şekilde yayınlanmış.

Konuya devam edelim. Henüz çalışmaya başlamadığım da gözönüne alınarak, mesela benim konuşmamda neler dinleyeceklerdir:
*Kilo alımı.Atlattık, kafaya fazla takmamak lazım. Rahat olmak güzeli.
*Yedi, yemedi. Seveceği tatlar keşfetmek bir anne için kayıp Anadolu Leopar'ının izini keşfetmekle aynı değerdedir.
*Bugün hangi programda Sabiha Paktuna ne demiş? Bilenler, başka bilenler, bildirsinler.
*Bebek için Katı Meyva sıkacağı alsak mı?
*O bez, bu bez.
*Music Together'a kayıt yaptırdık.- Çok keyifli olacak. 12 Haziran'da başlıyoruz. Bebek anlamaz diyenlere yanıtım: Müfredat(!) CD'mizi ilk dinlediğimizden beri dans eden 9.75 aylık bir bebek düşünsünler:)
*Montessorilesek de mi eğitsek?
*Yazlıkta 1.5 kalacağız, daha daha ne götürsek?

E bize önemli de, devletin, Milletin bunca işi arasında ıvır zıvır işte. Sonuçta yıllar önce önüme çıkan bir belge de önüme bu akşam çıkınca ekibi daha fazla uğraştırmayalım dedim. İşte kadro!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...