Cumartesi, Temmuz 10, 2010

Mutfakta biri mi var?

Yok, merak etmeyin henüz yemek bloguna dönmedim, dönmem de:) Bir erkek çocuğunun adını bloga verip de öyle bir şey yaparsam mazaallah topa koyarlar. Bir de sürekli yemek konusunda yazmam, haddimi bilirim:)
Mutfakla ilişkim neredeyse hiç yoktu yıllarca. Dışarıdan yemekten de hiç gocunmazdım, eşim de hiç dertlenmezdi. Sonra yavaş yavaş dışarıda yediğim şeyleri seçer oldum, kimi yerin yağını, kiminin malzemesini beğenmedim. Daha sağlık hakkında düşünür oldum. Derken oğlum hayatımıza dahil olurken, bu konunun pek şakaya gelir tarafı olmadığını, yaşadığım şartların benim çocukluğumdan beri çok değiştiğini görmeye başladım. Sonra bir gün AyçA sayesinde Fikir Sahibi Damaklar ile tanıştım, onların tartışma platformundan neler neler öğrendim. Şimdi bir oğlumun yemekleri, bir de sıradışı, yeni tarifler bendeniz tarafından üretiliyor:) Zaten oğlumun yemeyi seveceği yemekleri günler öncesinden düşünmek, ciddi cidii gözlem yapmak ve inovasyon ortaya koymak eminim ki IQ'umda dönemsel artışlar sağlıyordur, sinüs eğrileri gibim, e işleyen demir ışıldar:)
Annem, ki top chef/ baş aşçıdır, neredeyse tüm yörelerden pişirir. Bir profesyonel edasıyla beğendiklerini etüd eder, yılların tecrübesiyle harika lezzeler ortaya koyar.İşte bu annem bana çok çok şaşırıyor.
Neden mi?Çünkü ben bunca mutfak tembeli bir insanım. Fırsat bulduğum ilk anda yemek işini birine satarım. Yetmez, pişirdiğim şeyleri hazırlarken de büyük bir aymazlıkla ve gamsızlık içindeyim, o malzeme yok, bu da olur, süt yoksa ayran olur gibi tonlarca numara yaparım. Bir de hiç pişirmediğim şeyleri "Ben de acemi şansı var nasılsa!" diyerek misafire pişirir, önceden prova pişirme seansı falan yap(a)mam. Son günlerde yaşadığımız misafir patlaması için hepsine ilk defa karar verip, bir kısım malzemesini uydur kaydır yapmama rağmen pişirdiklerimin süpper olmasına  şaşırıyor. Bense aslında acemi işi olmayan bu pişirdiklerimdeki acemi şansımın devam etmesini diliyorum:) Ve ipucu veriyorum, keramet bende değil, mutfaktaki ilham perilerim Tijen, Hatice ve Cenk sağolsunlar:)
Mevsim lezzetler için Tijen İnaltong'un bu ve bu kitaplarından çok faydalandım, faydalanıyorum. Pek çok sebze yemeğimi sayesinde ilk defa pişirmişimdir. Sağlıklı beslenmek, mevsiminde tüketmek konusunda yıllar önce ilk kitabından okumuştum.
Hamur işleri ve günlük pek çok güzel tat için Portakal Ağacı ve yazarı Hatice sağolsun, yıllardır hayatımda.
Tatlılarda Cafe Fernando 1 numaram. Ben bir tatlı delisi, Cenk tam bir mutfak adamı. Hiç de didaktik ve sıkıcı olmadan mutfak hakkındaki az bilinen ama ki önemli bir çok bilgiyi anlatır. Arada TR'de olmayan antin kuntin malzemeler kullanıp, beni yeni uydurmalara sürükler. Yabancı pek çok tarifi araştırır ve son gelişmiş versiyonu paylaşır.Şimdi de ilk kitabını yazıyor ki merakla bekliyorum:) Şu kurabiyeyi yemeden lütfen öte dünyaya gitmeyin, çok şey kaçırırsınız! Pişirme şansınız yoksa %70'lik kakaolu 150gr çikolata (marketlerde iki ayrı marka altında satılıyor.) ile uygun zamanda gelin, ben yapayım, çayın yanında beraber yiyip yiyip, ölelim:)
İşte bu halimle ben kendimi aşan bir hareket daha yaptım ki annem duysa artık garanti bayılır, gözyaşları her daim olası bir kampanya için fırsat kollayan teyzem ise kesinkes ağlar. Ancak ve ancak ucundan accık katılacağım önceden belli olan bir partiye börek pişirdim. O gün sabah erkenden bir börek pişirme planım vardı. Oğlum sağolsun sabah 6:30'da uyanıp da kolayca yeniden uykuya gidince ayılmış olmayı fırsat bilip yarım saatte şu böreği attırıverdim. Dünyanın en kolay ve lezzetli böreklerinden, bir de annemin Tül Böreği. Baktım evde Denizhan'ın diş buğdayından kalan ve artık tatile gideceğimiz için tüketmeye kararlı olduğum cevizleri de içine attığımı öğrenen annem ve teyzem ev ekonomisi dersinden bana A verip, duygulandılar. (Ondan bir gün önce de vişneli kek yerine evdeki kuru erik ve armutlarla takas yapmıştım.) Ben de beni sık sık hala çocuk zannetmelerine güldüm içimden ve tadını çıkardım fazladan aldığım aferinlerin :P Parti sahibi ise, belki nezaketinden, öve öve bitiremedi, sağolsun. Yani artık kendi evime yettim de taştım...
Fotoğraf ucundan katıldığımız partiden. Neden ucundan katıldık, nedne iki dirhem bir çekirdek giyindik, onu da sonra anlatacağım:)

2 yorum:

  1. Saçlar, kıyafet, oturuş. Hep eski zaman kadınlarına benzemişsin. Erkekler hep modası geçmeyen şeyler giyiyor ya.

    YanıtlayınSil
  2. Ha ha, evet yahu bu yorumu çok alıyorum son zamanlarda. 40'ların kadınları gibi diyorlar. Özellikle de saçlarımla. Aslında saçlarımda o gün maşa var, normalde ise organik dalgalı perma:)

    YanıtlayınSil

Yaşanan her an, hissedilen her duygu benzersiz ve "1" kerelik. Unutmamak için yazıyor ve paylaşıyorum...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...